Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya

MHP’den Antalya Barosuna Cevap Gecikmedi

Bu haberin fotoğrafı yok

Antalya Barosu Başkanı Alper Tunga Bacanlı’nın, Ankara’daki bombalı saldırı ile alakalı yapmış olduğu basın açıklamasında sarfettiği sözlere MHP  Genel Merkezinden cevap gecikmedi…

 

Özel Haber: Mustafa YILMAZ – Haber Birikim

Antalya Barosu Başkanı Alper Tunga Bacanlı’nın, Ankara’daki bombalı saldırı ile alakalı yapmış olduğu basın açıklamasında sarfettiği, “7 Haziran seçimlerinden sonra o sandıktan çıkan mesajı doğru anlamayıp bizi bu iktidara mahkum eden sözde muhalefet partileri de en az iktidar kadar bu işlerde sorumludur. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve muhalefet partisi liderleri istifa etmeli”  sözlerine MHP Genel Merkezinden cevap gecikmedi.

MHP MYK Üyesi Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet GÜNAL ve MHP MYK Üyesi Antalya Milletvekili Prof. Dr. Ahmet Selim YURDAKUL’un ortak imzasını taşıyan basın bildirisinde, “Acaba toplantının amacı MHP’nin Genel Başkanını ve divan üyelerini istifaya davet etmekti de terör saldırısı bahane mi edildi? Yoksa hukuk fakültesi mezunu bir avukatın, bir baro başkanının hukukun en temel kavramlarından olan “illiyet bağını” aramadan MHP’yi terör olayından sorumlu tutan açıklamasını neye bağlamak gerekir?” denildi.

MHP’li Günal ve Yurdakul’un yaptığı açıklama şöye;

“MHP MYK Üyesi ve Antalya Milletvekilleri Mehmet Günal ve Ahmet Selim Yurdakul’un Antalya Barosu Başkanı Alper Tunga Bacanlı’nın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP ilgili yaptığı basın açıklamasına vermiş oldukları cevap metni;

Antalya Barosu Başkanı Alper Tunga Bacanlı bazı avukatlarla birlikte, Ankara’daki bombalı saldırıya ilişkin önceki gün bir basın toplantısı düzenleyerek saldırıdan siyasi iktidarın sorumlu olduğunu belirmiştir. Ancak bu olayla ilgisiz bir konuyu da gündeme getirerek üzerine vazife olmayan bir konuda boyundan büyük laflar etmiştir. 7 Haziran seçimlerinden sonra o sandıktan çıkan mesajı doğru anlamayıp, doğru algılamayıp, kendilerini bu iktidara mahkum eden ‘sözde’ muhalefet partilerinin de en az iktidar kadar bu işlerde sorumlu olduğunu söyleyen Bacanlı, “Başta o süreci iyi yönetemeyen Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere ve başkanlık divanının, bu işte sorumlu olan herkesin ülke idare etme, siyaset üretme becerisi ve sahibi olmayan herkesin, ismini saydıklarım da dahil derhal istifa etmesini ve muhalefet partilerinin kendi partilerinin önünü açmasını, ondan sonra verilecek mücadeleyle Türkiye’de bir iktidar, kan ve politika değişikliği yapılması, ortaya konması gerektiğini düşünüyorum” demiş.
Şimdi bu sözlerin neresini düzeltelim? Ülkeyi idare etme sorumluluğu hükümettedir. Muhalefet partilerini toptan suçlayıp, sonra sadece MHP Genel Başkanını istifaya çağırmanın mantığı nedir? Yıllardır terörle mücadele konusunda önlem alınmasını ve müzakereden vaz geçilmesini söyleyen MHP’yi hep bir ağızdan kandan ve gözyaşından nemalanmakla suçlayanlara neden bir şey söylemedi acaba?
Terör örgütü ile çözüm süreci adı altında müzakere yürüten AKP’ye, Başbakana, bakanlarına ve Cumhurbaşkanı’na; onlara destek olan ve terörü kutsayan çözüm süreci ortakları HDP’ye; çözüm blokunun diğer unsuru olan CHP’ye neden istifa çağrısı yapmadı? Acaba toplantının amacı MHP’nin Genel Başkanını ve divan üyelerini istifaya davet etmekti de terör saldırısı bahane mi edildi? Yoksa hukuk fakültesi mezunu bir avukatın, bir baro başkanının hukukun en temel kavramlarından olan “illiyet bağını” aramadan MHP’yi terör olayından sorumlu tutan açıklamasını neye bağlamak gerekir? Sayın Bacanlı’ya hatırlatmak isterim ki “İlliyet bağı” ya da neden-sonuç ilişkisi, hukuki sonuç ile sonucu ortaya çıkaran olguların arasındaki bağı belirten bir hukuk terimidir. Ortaya çıkan zarar ile failin davranışı (fiil) arasındaki bağlantı olarak tanımlanabilir. Maddi hukukta da ceza hukukunda da, sorumlu tutulabilmek için uygun illiyet bağının varlığı aranır. Buna göre; kendisinin MHP’yi bu olaydan sorumlu tutmasının ne hukuki, ne mantıki bir açıklaması yoktur.
Kendisi de son kongrede MHP delegesi yapılan Bacanlı siyaseti siyasilere bıraksın ve sahibinin sesi açıklamalardan vazgeçsin! Siyaset yapmak istiyorsa baro başkanlığından ayrılıp gelip aday olsun!
Siyaset yapma yolu herkese açıktır. Ama ülkemiz böylesine vahim terör olaylarıyla boğuşurken, bu konuda baştan beri uyarıları haklı çıkan Sayın Devlet Bahçeli ve başında bulunduğu MHP iken, böyle bir olayı lanetlemek için yapılan bir basın toplantısında, Sayın Genel Başkanımızı ve divan üyelerini istifaya davet etmeyi iyi niyetle bağdaştırmak mümkün değildir.
Bacanlı’nın kullandığı dil ve üslup, aslında Sayın Genel Başkanımızın iki hafta önce Etikhaber sitesine yaptığı “Milliyetçi Hareket Partisi’ni Hedef Alan Komplo ve Tezgahların Arkasındaki Güçler ve Değişmeyen Hedefleri” başlıklı açıklamada bahsettiği güçlerinkine çok benzemektedir. “MHP’nin önünü açmak sloganıyla, şahsi ikbal ve çıkar kapısını açmaya” çalışıyorlar.
Sayın Bacanlı olsa olsa “MHP’siz siyaset, MHP’siz Meclis” isteyenlerin taşeronluğuna soyunan “abilerinin” (ya da “ablalarının”) politik çıkar temin etme çabasına alet olmuştur.
MHP; önceki MYK toplantısında karar bağlandığı gibi, 2018’in Mart ayında kurultayını yapacağını ve bu kapsamda ilçe kongrelerinin 2016 yılının Ekim ayında başlayacağını kamuoyuna açıklamıştır.
Türkiye tarihinin en zor günlerini yaşarken; mevcut iktidar tarafından rejimin şekli ve niteliği değiştirilmeye çalışılmakta, demokratik parlamenter sistem yerine, başkanlık sistemi adı altında dikta rejimi kurulma çabaları devam etmektedir. Bölücü terör örgütünün saldırılarında her gün ikişer üçer şehit verilirken ve Ankara’da canlı bombalar patlatılıp onlarca masum insan katledilirken; bütün bu sorunların tek çözüm adresi olan MHP’nin performansını, enerjisini ve gücünü olağanüstü kurultay tartışmalarında harcamak, partimizi kişisel ihtiraslar ve şahsiyatın çıkmaz sokağına yönlendirmeye çalışmak çok büyük vebaldir.
Bazı dış ve iç mihraklarla birlikte MHP’yi güçsüzleştirmeye çalışanlar ve onlara alet olanlar, bu tarihi vebal ve sorumluluğun altından kalkamayacaktır. ”Milliyetçi Hareket’e ayar vermeye çalışmak hiç kimsenin harcı ve haddi değildir.”