Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya

MHP’li Günal ”Yeni Bir Müzakere Süreci mi Başlıyor!”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Doç.Dr. Mehmet Günal, ”Şimdi, kaygımız o, iki saattir yapılan kavganın, tartışmanın nedeni siz yeni bir müzakere sürecine mi giriyorsunuz kardeşim, onu söyleyin bize.”

 

TBMM Genel Kurulu’nda hudut, şümul ve miktarı Hükümetçe belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, 5/9/2016 tarihinden itibaren bir yıl daha UNIFIL Deniz Görev Gücüne iştirak etmesine izin verilmesine ilişkin tezkere üzerine söz alan MHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal, MHP olarak her zaman devletin ve Türk silahlı kuvvetlerinin yanında olduklarını ve daha önce de olduğu gibi bu tezkereyi de destekleyeceklerini söyledi.

Günal’ın Konuşmasından bazı başlıklar şöyle;

Dış Politika Şahsa Bağlı ve Konjonktürel Olamaz!
AKP Hükümetinin yetkilileri de Cumhurbaşkanını savunuyor. Türkiye’de dış politikayı kim uyguluyor, kim yönetiyor, belli değil. Cumhurbaşkanının danışmanları dış politikaya yön, ekonomist danışmanları ekonomiye, Merkez Bankasına yön vermeye çalışıyor. Sonucunda devlet kurumları böyle yıpratılıyor, ülke “tek adam”la yönetiliyor, birden “Anlaştık.” Diyorsunuz. Peki ondan önce neredeydik? “BOP, Arap Baharı ve Suriye Meselesi Işığında Mayın Temizleme İsrail ve AKP” başlıklı kitabımı yazmama vesile olan 2009 yılında üç hafta süren bir mücadele verdiğimiz kanundu. Bugünkü gelişmeleri ta o günden söylemiştik: “Bunu yapmayın.” demiştik.

Siz o zaman ne istiyordunuz biliyor musunuz?

Başta Cumhurbaşkanı, o zamanki Başbakan ve Maliye Bakanı, Kemal Unakıtan olmak üzere, Suriye sınırının tamamını İsrailli firmalara mayın temizleme karşılığında vermek istemişlerdi. Yani bugün geldiğimiz noktaya nereden geldik bakmamız lazım. Bu gördüğünüz topraklarda yapılan tartışmaların esasını, 2012 yılında size kitap olarak sunmuştuk ve uyarmıştık. Orada güvenli bir bölgeyi İsrail askerlerine, İsrailli Mossad ajanlarına verip şimdi bugün bu hâle geleceğimizi bir düşünün bakalım, nasıl olurdu? Bizim şu anda kavga ettiğimiz, hani, “Burası bizim kırmızı çizgimiz.” dediğimiz alanlarda, bizim giremediğimiz alanlarda İsrail’in askerlerinin ve ajanlarının olduğunu düşünün! Peki, ondan sonra ne yaptınız? Arkasından bir “van minüts” şovu geldi. Sonra Mavi Marmara geldi, sonra tekrar döndünüz “İsrail’e ihtiyacımız var, birlikteliklerimiz var, savunma konusu var, enerji var, yeni doğal gaz hatları var, boru var, işte Akdeniz’de aramalar var.” falan dediniz. Şimdi, böyle bir şey olmaz, bizim size söylediğimiz şu: Böyle ifrat tefrit olmaz dış politikada, onu söylemeye çalışıyoruz. Bir taraftan can ciğer kuzu sarması olup, ortak toplantılar yapıp, “Kardeşim Esat” deyip ortak Bakanlar Kurulu yaptıktan sonra, arkasından da “Düşman Esed” olmaz. Şimdi, içinden çıkamıyoruz.

Yeni Bir Müzakere Sürecine mi Giriliyor!’

2012 yılında yine orada bir güvenli bölge oluşturulmasını, hatta Kandil’e kadar gidecek güvenli bölge oluşturulmasını Sayın Devlet Bahçeli söyledi, uyardı sizi “Şimdiden bu önlemleri alın, yarın burası karışacak.” dedi. Yine, 9 Ekim 2012 tarihli grup toplantısında da uyardı “Suriye kaynaklı tehdit dalgası artık çok boyutlu, çok yönlü risk ve kaygıları içinde barındırmaktadır.

Mülteci akını kontrol altına alınmalı ve Suriye’nin kuzeyinde yeni bir peşmerge yönetimine veya Kandil yapılanmasına asla müsaade edilmemelidir.” dedi. Ekim 2012 arkadaşlar. Bugün ne tartışıyoruz? Haberler geliyor ve PKK’yla, tırnak içinde, Kobani diye adlandırdığınız, sizin de meşrulaştırdığınız Ayn El Arap’ta ve İncirlik’te görüşmeler yapıldığını yabancı basın bize söylüyor.

Şimdi, kaygımız o, iki saattir yapılan kavganın, tartışmanın nedeni siz yeni bir müzakere sürecine mi giriyorsunuz kardeşim, onu söyleyin bize. İsrail’le yapılan anlaşmanın arkasında bu mu var? Yani, bu yumuşamanın arkasında bu mu var, nedir? Peki, biz neden masada yokuz? Neden Suriye’ye, burnumuzun dibindeki şeylere müdahale edemiyoruz? Biz size tezkere verdik burada, niye Irak’ın içerisine giremiyoruz oradan terör geliyor da? Yani bir taviz mi veriliyor “Yeniden bir süreç başlıyor.” derken? Hani “Emevi Camisi’nde cuma namazı kılalım.” derken Süleyman Şah Türbesi’ni de taşıdık, tamamen geri çekildik. Herkes orada biz yokuz. “Bombaladık, patlattık.” dedik; karşıya 2 tane bomba atıyoruz IŞİD diye. IŞİD kim? DAİŞ kim? PYD kim? Hangisi terörist? Nedir, ne değildir belli değil. Yaratılan terör örgütleri aracılığıyla istikrarsızlık oluşturulmuş o bölgede. Peki, herkes giriyor biz giremiyoruz. Nasıl iştir bu?

AKP Irak’ta ve Suriye’de Türkmenlere Sahip Çıkmıyor!
Yani öyle bir ortam var ki “O Türkmen bölgelerine yardım götürüyoruz.” dediniz, hatta hatta “Türkmenlere saldırılıyor diye uçağı düşürdük.” dediniz, Türkmenler şu anda çok perişan. Yani sadece Türkmen Dağı’nda, Suriye’de değil, Halep’te değil, Irak’ta da perişan. Gerçekten buraya gelen göçle ilgili, az önce söylediğim, 2012 yılında Sayın Bahçeli’nin uyardığı şekilde önlem almış olsaydık bu noktaya gelmeyecektik.
Ülkü ocaklarımızın Suriye’den ve Irak’tan gelen Türkmenlere yardım amacıyla açtığı Türkmen Evi’ni ziyaret ettim. Arkadaşlarımız kıt imkânlarla çok başarılı çalışmalar gerçekleştirmiş. Maalesef buraya devletin eli uzanamıyor. Orada sağlık merkezi var, eczanesi var, eğitim merkezi var. Binlerce çocuk yurtsuz kalmış. Telafer’den gelen de var, Türkmen Dağı’ndan gelen de var. Bizim hepsine sahip çıkmamız gerekirken, sadece tırlarda yakalanan silahları bahane ederken “Türkmenlerle ilgili.” diyorsunuz. Ama onlara yeterli yardım gitmiyor.

Maalesef burada böyle bir garabet var. Siz kendi elinizle yıllardır “Ayn el Arap” denilen yere “Kobani” ismini verir, sonra da gelir 29 Ekimde Cumhuriyet Bayramı’nın olduğu günde oraya güçlerin sevk edilmesine izin verirseniz oradaki kontrolsüzlüğün tek nedeni olursunuz. Bugün gelinen noktada terörle mücadeleye dönülmesi olumludur, artık “Biz söyledik, haklı çıktık.” demeyeceğiz, biz de arkasında duracağız, Milliyetçi Hareket Partisi olarak “Hukuki olarak da düzenlemelerde de ne gerekiyorsa destek olacağız.” dedik. Ama, bir gün öyle, öbür gün böyle istikrarsız açıklamalar ifrat-tefrite kaçıyor ve toparlamamız çok zaman alıyor. Türkiye’nin bu anlamda çok fazla zamanı yok.

Bu görüşmeler yapıldı mı, yapılmadı mı? Sayın Bakandan Sayın Cumhurbaşkanının İsrail görüşmesiyle ilgili bilgi isterken, İncirlik’te ve Ayn El Arap’ta bazı görüşmeler Türkiye devleti temsilcileri ile PKK arasında, PYD arasında yapıldı mı? Şimdi “PYD teröristtir.” diye bağırıp, Amerika’ya kızıyorsunuz. Sayın Davutoğlu “Kobani’ye selam.” diye selam gönderiyordu. Çok eski değil bunlar onun için, bu konularda millî bir dış politika izlememiz lazım.