Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ İSMİ PARKA VERİLDİ MECLİS KARIŞTI

Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinde Komisyon tarafından teklif edilerek gündeme alınan

Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinde Komisyon tarafından teklif edilerek gündeme alınan Antalya’nın değerli isimlerinden Gazeteci yazar ve şair kişiliğiyle tanınan Osman Zeki YÜKSEL ( SERDENGEÇTİ )’ nin isminin bir parkta yaşatılması oy çoğunluğuyla kabul edildi.

Mecliste grubu bulunan partiler içerisinde öneriye karşı çıkan CHP’ li Meclis üyelerinin bu tutumunu, MHP Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve MHP Gurup Sözcüsü Selçuk SENİRLİ meclis kürsüsünden sert bir dille eleştirdi.

Senirli’nin meclis konuşması şöyle:

“Sayın Başkanım; Değerli Meclis Üyesi arkadaşlarım;

Antalya’nın yetiştirdiği Toroslar gibi dik başlı, değerli bir gazeteci, şair, yazar ve dava adamı Osman Yüksel Serdengeçti’nin adını kendi vilayetinde bir mahalde yaşatmak vefa borcumuzdur diye düşünüyorum.

Muratpaşa ilçemizdeki Osman Yüksel Serdengeçti Caddesi’nin isminin değiştirilerek Barınaklar Caddesi yapılmasının ayıbını silmek için bu toplantımızda alacağımız karar tarihi bir fırsat olsa gerek.

Asıl adı Osman Zeki Yüksel olduğu halde Serdengeçti sıfatıyla Osman Yüksel Serdengeçti olan ve öz adını gölgede bırakan Türk Milletinin bu asil evladına hatırasını ebedileştirmek anlamında sahip çıkılması en çok da Antalya’mıza yakışır. Çünkü O Türk fikir, sanat, edebiyat, siyaset hayatında iz bırakan şahsiyeti kadar; bizim için aynı zamanda 1955 Antalya İl Genel Meclisi üyesi, 1965-1969 Antalya Milletvekili olarak da yerel bağları önemli bir isimdir.

Değerli arkadaşlar;
Tarihî olayları ve isimleri, kendi dönemlerinin şartları içinde değerlendirmek gerekir. Osman Yüksel Serdengeçti’yi,1969 seçimleri esnasında yaptığı, CHP ve tek adam devrini eleştirdiği konuşması nedeniyle, Atatürk düşmanlığıyla yaftalayıp tu kaka etmek; partisi, ideolojisi, seçimi ne olursa olsun hiçbir 21. Yüzyıl aydınına yakışmaz. Hele Antalyalılara hiç yakışmaz. Her ismin, her işin önüne yanına bir tek tip ölçüt koyarsanız birçok değerimizi harcarsınız, işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirirsiniz.

Kişileri ve olayları, sadece Atatürk’e ve CHP’ye yaklaşımlarıyla konumlandırıp değerlendireceksek; 150’liklerden Refik Halit Karay’ın yasaklanması gerekir. Romanlarında, hikâyelerinde Türkçe’nin tadını bal gibi hissettiğimiz bu büyük yazarı yok saymak akılla, vicdanla bağdaşır mı?

Aynı şekilde, Refik Halit’le birlikte, 1. Cihan Harbi sonunda ülkemizi istila eden emperyalist işgalcilere karşı ABD ile işbirliğini, Amerikan mandacılığını savunan, Wilson Prensipleri Derneği’ni kuran Ahmet Emin, Yunus Nadi ve Halide Edip Adıvar isimlerine bugün de savaş mı ilan edelim?

Muhalif oldular, ters düştüler, memleketi terk edip tam 14 yıl, Atatürk’ün ölümüne yani 1939 yılına kadar İngiltere’de, Fransa’da yaşadılar deyip Halide Edip Adıvar ve eşi Adnan Adıvar’ı Türk edebiyatından ve düşünce hayatımızdan yok sayabilir miyiz?

Her tenkidi, her aykırı düşünmeyi, rejimin ve sistemin muteber güçlü isimleriyle restleşmeyi düşmanlık diye niteler, her muhalif ismi yok sayarsak, klişelerle yaftalarsak yerimizde sayarız.

Sn.Meclis Üyeleri,
Osman Yüksel Serdengeçti; Refik Halit Karay gibi, Halide Edip gibi, Refi Cevat Ulunay gibi, Hüseyin Cahit Yalçın gibi fakat onlardan da apayrı bir kimlik ve duruş sahibi bir gazeteci yazardır. Nasıl İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy dönemin siyasî konjoktörüne uyamayıp Mısır’a gönüllü sürgün gittiyse, Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadeledeki silah arkadaşları Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Rafet Bele, Ali Fuat Cebesoy ile de görüş ayrılığına düştüğü, yollarının ayrıldığı görülmüştür. Biraz da siyasetin doğasında var olan bu çekişme, ayrılık ve ters düşmelerden dolayı bu değerli komutanların, şairlerin, yazarların isimlerini sokaklardan kazıyalım, tarihlerden silelim demek insaf ve sağduyu ile bağdaşır mı acaba?

Adına yıllardır ödül törenleri düzenlenen Amerikan Mandacısı Yunus Nadi; Cumhuriyet Gazetesinin sahibi ve Çankaya sofralarının en itibarlı basın patronu milletvekillerinden birisiydi. Bugün şairliğini rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in bile önemli kabul ettiği Kuvayi Milliye Destanının yazmış, Nazım Hikmet ise Çankaya sofrasında bulunmayı tenezzül meselesi sayan ve daha Atatürk’ün sağlığında rejimle, sistemle ters düşen, askeri isyana teşvik ettiği gerekçesiyle Harp Okulu’ndan atılan, zindana tıkılan bir şairdi.

Yeni kurulan Cumhuriyet varoluş mücadelesi verirken Moskova’dan Mustafa Kemal’e hakaretvari şiir yazan Nazım Hikmet’in ismi pek çok noktada, eserde yaşatılırken bundan rahatsız olmayan, hatta alkışlayan CHP’li arkadaşlarımızın çelişkili tavırlarına bir anlam vermekte zorlanıyoruz.

Ünlü romancımız Orhan Kemal’in babası Ali Kemali Öğütçü de Atatürk döneminin muhalif isimlerinden… Yazarının Babası öyledir diye Tatar Ramazan’ı, Hanımın Çiftliği’ni yakalım mı? Filmlerini, dizilerini ekranlardan, beyaz perdeden kaldıralım mı? Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı’sı gibi bu filmleri, romanları da mı yakalım?

Atatürk’e, İnönü’ye hakaret eden şiirinden dolayı hapse düşüp, sonra bir Atatürk övgüsü ile paçayı kurtarmış,Bilahare CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi’’CHP tarafından öldürülmüş’’ hikayeci şair Sabahattin Ali ne olacak…?
Değerli Hazirun;
CHP’li arkadaşlarımızın şunu bizden daha iyi bilmesi gerekir ki; yasakçı ve hoşgörüsüz zihniyetle hiçbir yere varamayız. Sanatçılar, aydınlar, entelektüel insanlar bağımsız ve muhalif kişilikli olurlar. Sivil insiyatif sahibi, özgür ve iktidar sahipleri ile mesafeli, hiçbir siyasal erki ile alışveriş ve çıkar ilişkisine girmemiştir. Fikirleri ve yazıları nedeniyle çok ağır bedeller ödemiştir. Başta,3 Mayıs 1944 Türkçülük Turancılık davasında 3,5 yıl olmak üzere, toplamı 10 yıldan fazla suçsuz yere hapis yatmış, Osman Yüksel Serdengeçti; Kelimenin tam ve hakiki manası ile Türklüğe ve Müslümanlığa aşık, vatanperver bir aydınımızdır.

Babası rahmetli Salim Efendi tam yarım yüzyıl aralıksız Akseki müftülüğü yapmış ve Millî mücadelede Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin temsilciliğini yapmıştır. Yazdığı ‘’Askere Din Kitabı’’ CHP tek parti döneminde bile okutulan eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan Ahmet Hamdi Akseki’nin de yeğeni olan Osman Yüksel Serdengeçti’nin adına karşı çıkmak hangi partili olursa olsun hiçbir Antalyalıya yakışmaz arkadaşlar…
“Ne Mutlu sergi görene // Ne mutlu kokteyl içene // Ne mutlu Türk’üm Diyene!..” dizeleriyle milliyetçiliği bir burjuva ideolojisi gibi gören, Atatürk’ün en güzel sözüyle adeta dalga geçen, Kızılırmak şairi devrimci Hasan Hüseyin’e gösterdikleri hoş görüyü onların tabiriyle “Gerici Serdengeçti”ye de göstermelerini bekliyoruz CHP’li arkadaşlarımızdan…

Çok Değerli Meclis Üyesi Arkadaşlarım
Rahmetli babam Yüksel Senirli sayesinde, rahmetli Serdengeçti’yi yakından tanıma, görme, dinleme şansım oldu. Yılda birkaç kez evimizde misafir ettiğimiz bir aile dostumuzdu. Memleket sevdalısı, tabiat aşığıydı. Tamamen kendine özgü, ayağı bu topraklara sağlam basan, nüktedan, yerli bir aydınımızdı.

Bir dönem Milliyetçi Hareket Partimizin Genel başkan yardımcılığı ve Propaganda başkanlığını da yapmıştı. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikirlerimin babasıdır” diye övdüğü ve derin saygı ile andığı büyük fikir adamı, Milliyetçiliğimizin öncü isimlerinden Diyarbakırlı Ziya Gökalp’in en önemli eseri ‘’Türkçülüğün Esasları’’ tek parti CHP iktidarı döneminde yeni yazıya çevrilip basılmazken, bu önemli eseri yeni Türk alfabesi ile ilk defa basan, okuyucularla buluşturan Osman Yüksel Serdengeçti; Türk düşünce, sanat ve siyaset hayatında derin iz bırakarak geçip gitmiş, bağrıyanık bir Deli Rüzgar’dır.

SERDENGEÇTİ,inanın ki,bugünlerde yaşamış olsaydı;Dün olduğu gibi despotizme ve tek adamlığa en büyük muhalefeti ve mücadeleyi,en ön safta korkusuzca o yapardı…!

Millî sınırlarımızın, bayrağımızın, birlik ve kardeşlik hukukumuzun tehdit ve tartışmaya sokulduğu tehlikeli politik bir gündem ortamında Osman Yüksel Serdengeçti gibi “Tanrıdağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman” bir vatan evladının ismi etrafında yapılan spekülasyonu ayıp, çirkin ve en hafif deyimle de anlamsız bulduğumuzu belirtmek istiyor; arkadaşlarımızın aklına, vicdanına, sağduyularına inanmak, güvenmek istiyorum.

Bu arada;AKİT TV’nin Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder ATATÜRK’e saygısızlığını,Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak nefretle kınıyoruz.

Sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyor, saygıyla selamlıyorum.”